“Doğurduk, büyüttük, okuttuk, iş sahibi yaptık, evlendirdik, çocuklarına baktık… Elimiz hâlâ tutmasına rağmen, evimizin bir odasını bize çok gördüler. ‘Huzurumuz kaçıyor’ diyerek huzurevine bıraktılar. Sorun gelinde de olsa oğlumda da olsa, biz kendi ellerimizle onları bu hale getirdik.”
Bu sözler, bir huzurevinde kulağıma çalınan en ağır cümlelerden biri. İçinde isyan yok, kin yok… Ama derin bir sitem, tarifsiz bir kırgınlık var.
Türkiye’de Huzurevi Gerçeği
Türkiye’de huzurevi ihtiyacının giderek arttığı sık sık gündeme geliyor. Bugün Ünye’de de aynı talep halk arasında konuşuluyor. Geçtiğimiz günlerde Ünye Belediye Başkanı ve AK Parti Ünye İlçe Başkanı Hasan Fahri Alparslan, Ankara temaslarında yaptıkları görüşmelerde Ünye’ye huzurevi yapılacağını açıkladılar. Halkın uzun süredir dile getirdiği bir ihtiyaçtı bu.
Ben siyasetçileri eleştirmek istemem; çünkü bu tür hizmetler talebe göre yapılıyor. Ama sormadan da edemiyorum: Ne oldu da huzurevlerinde yer bulmak torpille mümkün hale geldi?
Acı Bir Tablo
Bölgemizde, Tekkiraz’da huzurevi yapıldığında, insanlar “kim gelir ki” diye eleştirmişti. Bugün ise durum çok farklı. Şimdi o huzurevinde yer bulmak imkânsız. Oraya girebilmek için birisinin vefat etmesi gerekiyor.
Huzurevlerinde kalan yaşlılarla sohbet ettim. Çoğunun ortak cümlesi şuydu:
“Burası huzurevi deniyor ama aslında huzurumuz yok.”
Onların gözlerine bakınca, “yaşamak” ile “yaşlanmak” arasındaki farkı daha iyi anlıyorsunuz.
Aile Sınavı
Babam hastalandığında aile içinde farklı tartışmalar yaşandı ama huzurevi fikri aklımızın ucundan bile geçmedi. Çünkü o bizim babamızdı. Soğuk kış günlerinde ekmek parası için verdiği mücadeleyi biliyorduk. Onu kendi ellerimizle yetiştirdiğimiz çocuklarımız gibi korumak boynumuzun borcuydu.
Şunu çok iyi biliyorum: Bugün huzurevinde kalanların çocukları da aynı geçmişi biliyor. O halde neden bu hale geliyoruz? Yaşlılarımız bize bir yük mü oldu? El kızlarının gözünde mi küçüldüler?
Aile Yılı ve Gerçekler
Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz günlerde “Aile Yılı” ilan etti. Peki, aile nedir? Bir evlilik kâğıdı mı? Aynı çatı altında yaşamak mı? Yoksa, her koşulda birbirine sahip çıkmak mı?
Cevabı hepimiz biliyoruz ama görmek istemiyoruz.
Son Söz
Benim kimseye akıl verme lüksüm yok. Ama şunu söylemek isterim:
Bir gün yolunuzu bir huzurevine düşürün. Kapısından içeri girin, oradaki insanların gözlerine bakın. Kendinizi onların yerine koyun. O zaman çok daha iyi anlayacaksınız: Asıl huzurun nerede olduğunu…