İbrahim COŞKUN
Köşe Yazarı
İbrahim COŞKUN
 

Bugünü Kurtarmak Uğruna Yarını Satmak

Türkiye ekonomisi uzun süredir alarm veriyor. Vatandaşın alım gücü düşmüş, üretici maliyet baskısı altında ezilmiş, devlet ise borç-faiz sarmalına daha derinden bağlanmış durumda. Bu tablonun sorumluluğu ise artık tartışmaya açık değil: yanlış ekonomi politikaları, geçiş garantili projeler ve yüksek faiz bağımlılığı. Şimdi bu hataların faturası, doğrudan ülkenin geleceğine kesiliyor. Son olarak Ordu ilinde açılan maden sahası ihaleleri, iktidarın içinde bulunduğu çaresizliğin açık bir göstergesi. Rakamlar süslü, vaatler büyük. Kağıt üzerinde “kaynak oluşturuluyor.” Ama gerçekte yapılan şey, elde kalan son varlıkların paraya çevrilmesi. Üstelik bu sadece bir ekonomik tercih değil, açıkça bir talan politikasıdır. İhale edilen alanlar; tarım arazileri, ormanlar ve özel mülkiyetleri kapsıyor. Yani bu karar sadece bugünün bütçe açığını kapatmayı değil, yarının gıda güvenliğini, çevresini ve yaşam alanlarını da riske atıyor. Evet, madenin kısa vadeli getirisi tarımdan yüksek olabilir. Ama mesele zaten bu değil. Mesele şu: Bu gelir kimin yararına, hangi aklın sonucu olarak kullanılıyor? Cevap net: Üretim için değil, borç-faiz düzenini döndürmek için. İşte tam bu noktada tarih ibretlik bir örnek sunuyor. Antik Mısır çöküş sürecine girdiğinde, yöneticiler çözümü üretimde değil, geçmişin mirasını yağmalamakta buldu. Firavun mezarları açıldı, altınlar söküldü, eritildi ve günü kurtarmak için harcandı. Bu bir kurtuluş planı değildi. Bu, çöküşün ilanıydı. Bugün yapılanlar da farklı değil. Yer altı zenginlikleri, tarım alanları ve doğal varlıklar; yanlış politikaların bedelini ödemek için harcanıyor. Üstelik bu kaynaklar, kriz zamanlarında kullanılacak bir “milli rezerv” olmaktan çıkartılıp, adeta hibe edilir gibi elden çıkarılıyor. Daha da vahimi şu: Bu kararların bedelini bugünün yöneticileri değil, gelecek nesiller ödeyecek. Bir ülke, hatalı politikalarının faturasını çocuklarının geleceğiyle ödeyemez. Bir devlet, günü kurtarmak uğruna yarını yok edemez. Ama bugün tam olarak yapılan budur. Ve tarih bize şunu açıkça söylüyor: Kendi mezarını kazmak, bazen kürekle değil; ihalelerle olur.
Ekleme Tarihi: 11 Nisan 2026 -Cumartesi
İbrahim COŞKUN

Bugünü Kurtarmak Uğruna Yarını Satmak

Türkiye ekonomisi uzun süredir alarm veriyor. Vatandaşın alım gücü düşmüş, üretici maliyet baskısı altında ezilmiş, devlet ise borç-faiz sarmalına daha derinden bağlanmış durumda. Bu tablonun sorumluluğu ise artık tartışmaya açık değil: yanlış ekonomi politikaları, geçiş garantili projeler ve yüksek faiz bağımlılığı.

Şimdi bu hataların faturası, doğrudan ülkenin geleceğine kesiliyor.

Son olarak Ordu ilinde açılan maden sahası ihaleleri, iktidarın içinde bulunduğu çaresizliğin açık bir göstergesi. Rakamlar süslü, vaatler büyük. Kağıt üzerinde “kaynak oluşturuluyor.” Ama gerçekte yapılan şey, elde kalan son varlıkların paraya çevrilmesi.

Üstelik bu sadece bir ekonomik tercih değil, açıkça bir talan politikasıdır.

İhale edilen alanlar; tarım arazileri, ormanlar ve özel mülkiyetleri kapsıyor. Yani bu karar sadece bugünün bütçe açığını kapatmayı değil, yarının gıda güvenliğini, çevresini ve yaşam alanlarını da riske atıyor.

Evet, madenin kısa vadeli getirisi tarımdan yüksek olabilir. Ama mesele zaten bu değil. Mesele şu:
Bu gelir kimin yararına, hangi aklın sonucu olarak kullanılıyor?

Cevap net: Üretim için değil, borç-faiz düzenini döndürmek için.

İşte tam bu noktada tarih ibretlik bir örnek sunuyor. Antik Mısır çöküş sürecine girdiğinde, yöneticiler çözümü üretimde değil, geçmişin mirasını yağmalamakta buldu. Firavun mezarları açıldı, altınlar söküldü, eritildi ve günü kurtarmak için harcandı.

Bu bir kurtuluş planı değildi.
Bu, çöküşün ilanıydı.

Bugün yapılanlar da farklı değil. Yer altı zenginlikleri, tarım alanları ve doğal varlıklar; yanlış politikaların bedelini ödemek için harcanıyor. Üstelik bu kaynaklar, kriz zamanlarında kullanılacak bir “milli rezerv” olmaktan çıkartılıp, adeta hibe edilir gibi elden çıkarılıyor.

Daha da vahimi şu:
Bu kararların bedelini bugünün yöneticileri değil, gelecek nesiller ödeyecek.

Bir ülke, hatalı politikalarının faturasını çocuklarının geleceğiyle ödeyemez.
Bir devlet, günü kurtarmak uğruna yarını yok edemez.

Ama bugün tam olarak yapılan budur.

Ve tarih bize şunu açıkça söylüyor:
Kendi mezarını kazmak, bazen kürekle değil; ihalelerle olur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gundemmedya.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.